Oyun, belli bir amaca yönelik olan ya da olmayan, kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilebilen, fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı, fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan, gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme sürecidir. Aynı zamanda okul öncesi çocuğunun en büyük gereksinimi olan oyun, en iyi öğrenme aracıdır.Bir çocuğun sevgiden sonra gelen en önemli ruhsal ihtiyacı oyundur. Oyun, çocuğun hayatı anlama yoludur. Oyunlar, çocuğun eğlenerek öğrenmesinde ilk basamağı oluşturur.Çocukları pasif durumdan aktif duruma geçirmeleri nedeniyle diğer öğrenme tekniklerine göre daha etkilidir.
Oyunla eğitimde çocuk, yaparak ve yaşayarak öğrenir. Dokunur, görür, koklar, dinler, tadına bakar ve hisseder. Bütün duyularını kullanır. Böylece daha kalıcı ve doğal bir öğrenme gerçekleşir. Oyunun doğal ortamı ve rahatlığı ile ifade becerisi, arkadaşlarıyla ilişkisi, paylaşma ve yardımlaşma duygusu, karşısındakinin duygusunu anlama becerisi, sıra bekleme, arkadaşının sözünü kesmeme, hakkını koruma, başkalarının haklarına saygı duyma ve daha birçok sosyal beceriyi, çocuklar oyun sırasında ve oyunla birlikte hiçbir zorlamaya gerek olmadan kendiliğinden öğrenirler.
Yukarıda saydıklarımız, oyunun okul öncesi ve ilkokulun ilk yıllarındaki çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerine katkılarından sadece birkaçı olarak sayılabilir. Oyunun bilişsel gelişime olan katkılarından söz edecek olursak geleneksel oyunlardan birkaç örnek verebiliriz. Birçoğumuzun küçükken keyifle oynadığımız ama şimdilerde neredeyse unuttuğumuz “sek sek” bugün bile (nadir görülse de) çocuklarımızın açık alanlarda severek oynadıkları oyunlardan birisi olmaya devam ediyor. Sek sek oynarken yerde çizili kutucukların üzerinde çizilmiş sayı sembollerini gören, aklında tutan, takip eden, tanımaya ve hatırlamaya uğraşan çocuk zorlanmadan ve keyifle sayı sembollerini tanıyıp, sıralamayı öğreniyor, devamını merak edip, öğrenme ilgisi oluşuyor. Tek ayak üzerinde sekerek oynanan bu oyunun aynı zamanda denge ve motor becerilerin gelişmesi açısından katkılarını da göz ardı edemeyiz.
Çocuğun Gelişimini Artıran Hareketli Oyunlar
Yine çocukluğumuzun anı çekmecelerinde saklı oyunlardan birisi olan “yağ satarım, bal satarım” oyununda, uzun bir süre tüm dikkatini her an arkasına mendil bırakıp kaçmaya başlayacak olan ebeyi takip etmeye yönelten çocuk, aslında müthiş bir dikkat çalışması yapmaktadır. Çocuğun bu süre zarfında hiçbir uyarana gerek olmadan tüm dikkatini oyuna yöneltmesi, oyunun; sosyal, duygusal, fiziksel ve bilişsel anlamda ne kadar destekleyici ve geliştirici olduğunu kanıtlayan örneklerden sadece birisidir…
Oyunun eğlendirici, keyif verici dünyasının öğrenmeye katkıları konusunda örnekleri çoğaltabiliriz. Hepimizin çocukluğumuzda severek oynadığımız, ezgisi hâlâ kulağımızda olan “aç kapıyı bezirgân başı” oyununu anımsadığımızda çabucak, kavgasız gürültüsüz sıraya girmiş, iki kişinin kollarını kaldırarak yaptığı hayalî köprünün altından geçen çocuklar hemen gözümüzün önüne gelir. Sıraya girme, kazanma, kaybetme kendiliğinden gelişir bu oyunda… Kimse kimseyi itip kakmaz, hırpalamaz, herkes sırasını bekler ve birbirinin hakkına saygı duyar. Sonuçta her şey uyum içinde ve keyifle yürür gider… Güzel dostlukların, samimi arkadaşlıkların temeli atılır…

Köşe kapmaca oyununda gelişen motor beceri ve çok yönlü dikkat, saklambaç oyununda ebeyi bulmak için gösterilen çaba, yaşanan heyecan yıllar sonra anımsandığında bir gülümsemeyle kendini gösterecektir.
Kısacası bugün geleneksel oyun ya da sokak oyunları diye adlandırdığımız bu oyunların ve oyun ortamlarının dikkat, yoğunlaşma, sosyalleşme, özgüven ve başkalarına güven, duygusal paylaşım, ifade becerisi, iletişim, kaba ve ince motor gelişim konusundaki katkıları günümüz çocuklarının da ihtiyaç duydukları kavramlar olarak nitelendirilebilir.Sonuç olarak erken çocukluk döneminde öğrenme faaliyetlerine geçmeden önce bu dönemin bol oyunla değerlendirilerek yaşa özgü kavramların doğal süreçte gelişmesi çok daha sağlıklı olacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder